|

All right look,
there's only one
return,
okay, and it ain't
"of the King,"
it's "of the Jedi."

Fires Of Eye.
|
August 18, 2006 - 22:38
Geçen gece gene almışım kırmızı çarşafımı geçirmişim boynuma pelerin etmişim, süper kahraman süper kahraman dolaşıyorum evde. Uzattım kafayı pencereden baktım bir alert var mı? asayiş berkemal mi? (nası bi laf lan bu?) Dedim oh gençlerin keyfi tıkırında yok aykırı bi durum. Tam o sırada projeksiyonu tuttular gökyüzüne, el kol uzattılar önüne bi takım figürler yaptılar. 2 valeryan attım kafalarına hemen el pençe divan tabi "çok utandık abla bi daha olmicak söz" dediler. "Hı..." dedim ben de ve ekledim "olmasın bi daha gençler." Bunun yanısıra geçen taksimde taksiye elinde çayıyla binen bi teyzeye şahit olduk. Ben tam olamadım gerçi. Neyse kıllanan teyze misali. Küçükken memlektin heryeri dolmuş dolmuşken bindik eski model tıngır mıngır model dolmuşa şişliden, istikamet etiler. Bu hisar dolmuşunun şöförü deliydi accık. Çayıyla bindi. Sonra döktü yandı falan. Millet dedi aman bey neettin? Bey deli ya dedi ki anam binse, babam gelse bırakmam çayımı! Ufaktım adamın yanında oturmak durumundaydım bi hayli ürkmüştüm. Sonra eteğim boyanmıştı o dolmuşta. Annem de sinir olmuştu. Konuya varma güzergahım da sahilden gitti maşallah. Eve şezlong attım, kafama düştü. Eskiden parkelerin arasından karıncaların üstüne seloteyp yapıştırırdım. Ama hangimiz karıncalarla uğraşmadık ki? Yuvalarına çomak sokamdık ki? Gerçi vardı böle büyük tipler "aaa lütfen yapmayın hayvanlara bıdı bıdı" diye. Sana ne götüm? Çayır bayır alan karıncalarla oynuyom. Evin girişinde yükselti vardı. Altında çöp şeysi vardı tabi de biz üstüne çıkardık. O alanda kolumda kocaman kırmızı karıncalar görmüştüm. Ulan bi hışım, bi çığlık eve taktım moturu tabi. Sonra kendimi döve döve kolumu haşladım. Muhtemelen çok zehirli kodu mu oturtan devasa kırmızı afrika karıncalarından değillerdi ama feci kıllanmıştım bu olaydan. Zihnimde projeksiyon etti şimdi. Bi de bu çayır bayır alanda ölü bi kedi görmüştük. Ama böle kedi çürümüş heryeri kurt dolu böle. Mikrokozmoz izler gibi izlemiştik. Sonra tabi ebeveynlerimiz gelip topladılar bizi. Ben neden süper kahraman olamıyom lan. Hayvanlara bu kadar maruz kalmışım, bi de radyasyona maruz kalsaydım olurdum süper kahraman. Filmimi çekerlerdi, çizgi filmimi yaparlardı. Natalie Portman beni de öperdi. Neyse yav geçenlerde beklenen şey olmuş ve İgor (hakikaten var bi samimiyetimiz) Sonunda biraderi Max (makıs)'a sahnede katılmış. Tüm kardeşlerin kavuşmalarını istediğimiz anlamına gelmiyor bu tabi. Seneler evvelki kopuş noktasında Igor, Makıs'a baget forlatmıştı. Şimdi benim kıyılarda da bagetler havalarda uçuşuyo. Mutsuzum diyemem fakat. Ara sıra gördüğüm çok yakın bir kaç arkadaşım var. Kafamın gürültüsü dinmek bilmedi be kardeşim. Zor iş bu süper kahramanlık. Süper kahramanların en eziği spider man arkadaşım. Hepsi bi dönüyo, bi ışık saçıyo hemen süper kıyafetlerini giyiyolar. Ama spidey koşuyo arkalarından durun la diye pantalonu çıakrtıyo, maskeyi takıyo. Adam hayatı boyunca random bi sevişmeye giremicek. İçinde hep duruyo super suit. Gerçi benim de mary jane gibi manitam olsa ben de girmem sevişmelere. Yaz vakti nası geçiyo spidey? Pişik olmuyon mu? Spider-Woman lafım sana, helalimsin, sebebimsin. Bi de kimse yetkili merci verecem dilekçeyi bu 80ler kalksın tedavülden. Her şahit olduğumda travmaya sebebiyet veriyo. Bol pembe kazaklar, serpil çakmaklı saçları. Şükür ki 80leri şuursuz geçirdim. Ama diyorum ki her zaman "yasak sokaklar" özel gösterimi olmalı. Soulfly konseri olmalı. Mezbahalarda donasıca bir ırkız.
previous - next
older entries
|
|